Rize kabak sütlacı tarifi

Malzemeler:
Ortaboy bir taze siyah kabak
1,5 kilo süt
1 su bardağı şeker
Tuz.

Yapılışı:
Kabak parçalara bölünüp kabukları soyulur, küçük küçük doğranıp suyla pişirilir. Kepçe ile iyice ezilerek süt, şeker ve tuz ilave edilir, on dakika kadar pişirilir, sahanlara veya taslara boşaltılarak soğuk veya sıcak yenebilir.

Rize pekmezli kabak tarifi

Yapılışı

Büyük pekmez tavasında pekmez yapılacak şıra satlerce kaynatılır, buharlaşarak şıra siner ve tatlanmaya başlar. Artık pekmez olması için yarım saat kadar bir zaman kalmıştır. İşte o zaman daha önce beyaz tatlı kabağmdan hazırlanmış olan kabak felileri (Uzunluğuna kesilmiş bir kabağın ikiye üçe ayrılmış panalan) pekmez tavasına atılır. Kabaldar tatlilaşmakta olan şıra ile birlikte pışer, giderek kahve rengi bir renk alarak tadlaşır. Uzun saplı bir süzgeçle pekmez tavasmdan toplanır. Sıcak veya soğuk olarak yenebilirler.

Rize hamsi tatlısı tarifi

Malzeme: (4 Kişilik)
250 gr. hamsi
250 gr. un
5 adet yumurta
2 su bardağı su
1 çay kaşığı zeytinyağı
¼ limonun suyu
tuz
1 su bardağı zeytinyağı
½ fincan yeşil fıstık
½ fincan fındık
Jöle malzemesi:
1 adet muz
1 adet portakal
100 gr ahududu
1 adet kırmızı elma
1 adet şeftali
2 su bardağı su
300 gr. şeker
Şerbet malzemesi:
½ kg toz şeker
2 su bardağı su
1 çay kaşığı limon suyu

Yapılışı:
Hamsileri, kafalarını kopararak ve kılçıklarını çıkararak fileto halinde ayıklayınız; yıkayıp durulayınız.
Su kaynama noktasına geldiğinde un ve tuz ilave ederek sürekli karıştırınız. Yaklaşık 7 dakika kaynadıktan sonra bir iki damla zeytinyağı gezdirip çeyrek limonun suyunu ekleyiniz. Bir iki dakika karıştırdıktan sonra ateşten indirip soğumaya bırakınız.
Hamur ılıyınca yumurtaları kırıp yoğurun ve hamuru cevizden küçük parçalara ayırınız. İçlerine hamsi filetolarını birer birer yerleştirip hamurları kapatınız. Hamurlu hamsileri zeytinyağında pembeleşinceye kadar kızartınız.
Şurubu hazırlayınız. Kızarmış hamsili hamurları atıp 5 dakika kadar bekletiniz ve bilahare tepsiye diziniz.
Muz hariç diğer meyveleri kabuklarını ile birlikte küçük parçalara kesiniz ve çekirdeklerini ayıklayınız ve bir kapta birleştiriniz. Buna soyulup dilimlenmiş muzları ilave ediniz. Su ve şeker ilave ederek pişiriniz. Hazırlanan jöleyi hamsili hamurların üzerine dökünüz.
Yarım saat bekletip soğuk servis yapınız.

Rize laz böreği tarifi

Malzemeler:
5 yumurta
7 su bardağı süt
5 kaşık tereyağı
1,5 su bardağı şeker
1,5 kahve fincanı nişasta
1,5 kahve fincanı pirinç unu
Alabildiği kadar buğday unu
Tuz.

Yapılışı:
Bir kase su, iki kaşık tereyağı, bir yumurta sarısı, az tuz, bir iki damla zeytinyağı ve alabildiğince un katılarak yoğrulur ve ondört parçaya bölünür. Bu ondört parça ile laz böreğinin on dört yufkası açılır.

Yapraklar arasına konacak muhallebinin yapılışı:
Süt ve şeker kaynatildıktan sonra az tuz konur, ayrı bir kapta pirinç unu veya nişasta, dört yumurta sarısı, bir bardak soğuk su ile iyice çırpılır, kaynayan süte karıştırılarak ilave edilir. Piştikten sonra bir tutam karabiber serpilir.

Yedi hamur tek tek açılır ve her bir yaprağına tereyağı sürülerek tepsiye dizilir, üzerine önceden hazırlanmış olan muhallebi soğuk olarak dökülür. Geriye kalan yedi hamurda tek tek açılarak ve tereyağı süıiilerek muhallebinin üzerine dizilir. Arzu edilen şekilde kesilir, üzerine tereyağı gezdirilerek fırına verilir.
Bir buçuk bardak şeker, bir bardak su ile hazırlanan ilik şurup, fırından çıkan böreğin üzerine dökülür. Fındık veya cevizle süslendikten sonra ılık olarak servis yapılır.

Rize Mandalinası

Karadeniz bölgesinde satsuma mandarini “Rize mandalinası” olarak bilinir ve yoğunlukla kuzey rüzgarının olmadığı güneye ve güneydoğuya bakan yamaçlarda ekonomik olarak yetiştirilmektedir. Monokültür olan çay tarımından önce, bölgede yaygın olarak yetiştiriciliği yapılmaktaydı. Satsuma mandarini bölge ekolojisine uygun olması, meyvesinin sevilerek yenmesi ve bol miktarda C vitamini içermesi nedeniyle tüketimi ve pazar değeri artmıştır.

Ekonomik yaşı 40 – 60 yıl olup ağaç başına verim ortalama olarak 80-90 kg’dır. Satsuma mandarini en iyi rengi 16-20 0C’de alır. Mandarinler hafif derin, drenajı iyi kumlu tınlı, tınlı veya killi-tınlı, taban suyu seviyesi 1.5 m’nin altında pH 5.0-5.5 olan humusça zengin topraklarda iyi yetişir. Özellikle Karadenizde mandarin yetiştiriciliğinde  anaç olarak üç yapraklı (Poncirus trifolia) kullanılmaktadır.

Gübreleme

Mandarin gübrelemede saf besin miktarı olarak 25 kg/da saf azot, 8 kg da saf fosfor ve 20 kg/da saf potasyum olarak hesaplanır. Azotlu gübre 3 zaman periyodunda toprağa verilir.

İlk olarak, çiçeklenme öncesi ağaca su yürümeden (Ocak-Şubat sonu) gübrenin 3/5‘i, ardından yeni yaprak ve sürgünlerin oluştuğu (Mayıs-Haziran) gübrenin 1/5’i, son olarakta, meyve oluşumunda (Haziran-Temmuz) gübrenin 1/5’i verilir. Azotlu gübreler sulama suyuyla yada toprağa direk verilebilir.Gübreler ağaç gövdesinden 50cm uzağa, taç izdüşümüne verilir veya toprağa karıştırılır. Fosforlu gübreler Ekim-Kasım aylarında ağaç başına 0.3 kg saf madde olarak verilirken, Potasyumlu gübreler Ekim-Kasım aylarında yeni tesis edilen fidanlara ilk 5 yıl 40-80 gr tam verim çağında ise 500gr saf madde olarak verilir. Ayrıca 3-4 yılda bir 4-5 ton yanmış ahır gübresi sonbaharda uygulanması tat ve diğer kalite parametrelerinin artışı için gereklidir.

Dikimle birlikte şekil budaması yapılmış olan fidan 2-3 yıl budamaya ihtiyaç göstermez. İlk 2-3 yıl taçlandırma yerine alt kısımdan çıkan sürgünler alınır. Karadeniz bölgesi için uygun olan şekil goble’dir.  Goble şekil diğer meyve ağaçlarından özellikle elmalarda yapıldığı gibi uygulanır. Mandarinlerde budama zamanı erken ilkbahar dönemidir. Budama zamanı son donlar geçtikten sonra sürgün vermeye başlamadan önceki zaman dilimidir. Budamada kurumuş, kırılmış, dikine büyüyen (obur) dallar kesilir. Satsuma mandarinleri zayıf gelişme gösterdikleri için fazla budamaya ihtiyaç duymazlar.

Mandarinlerde hasat zamanı Şeker/Asit oranına göre yapılır. Hasat makasla kesilerek yapılır. Hasat edilen meyveler uygun temiz taşıma kaplarına itinayla boşaltılmalıdır. Boylanarak kasalara dizilmelidir.

Rize Bezi

Tarihte Rize Bezi

Birinci Cihan harbinden önce, Rizede, geniş ölçüde 200 ton çevresinde Rize bezi dokunurdu. o günlerin şartlarına göre uluslararası önem taşıyan bir üretim dalıydı.

Kendir elyafından dokunan bu bez, Arap ülkelerinin rağbet ettiği bir iç giyim bezi idi. Rizeli  bir çok aile feritiko ticaretini kendine iş edinmişti. Eski dönemde Rizeli kadınların el emeğiyle gerçekleştirdikleri bu sanat Rize ekonomisine küçük çapta da olsa  katkıda bulunuyordu. Kadınlar tarafından tarlalrın özellikle sulanabilir kısmında ekilip yetiştirilen kendirin lifleri çok yumuşaktır. Bu lifler  önce suya batırılarak yumuşatılır, sonra elde eğirilerek ince iplik haline  getirilir.  Saha sonra da o dönemde İngiltere’den ithal edilen Water cinsi pamuk ipliği ile el tezgahlarında dokunarak bez haline getirilirdi. Ham kendirin rengini ağartmak için, deniz kenarındaki çakıllar üzerine serilen bu bezler sık sık deniz suyuyla ıslatılarak güneşte kasarlanmaya tabi tutulurdu. Bu bez ince, aynı zamanda dayanıklı ve sağlamdı. bundan yapılan iç çamaşırı, vücudun terini emip tezden kurutalabildiği için için Arap ülkelerinde varlıklı kişilerin, şeyhlerin aradığı bir meta olurdu.

1960′lı yıllarda, çayın Rize’ye gelmesinden önce Rize’de hemen her evde bir feretiko tezgahı bulunuyordu. Bugün Rize’de çay ekili olan alanlar bu tarih öncesinde iplik elde etmekte kullanılan kendirle kaplı idi. Kendir bitkisinden ip çıkarma işleminin oldukça zor ve zahmetli olduğunu söyler yaşlılar…  Şöyle ki Nisan ayının ortalarına doğru mısır ekimiyle birlikte humuslu toprağa ekilen kenevir tohumları Ağustos ortalarına doğru bir buçuk-iki metreye ulaşınca hasat edilir. Hasat edilen kendir ağaçları birkaç gün kabuklarının gevşeyip soyulmaya müsait hale gelmesi için yağmura bırakılır. Rize’nin nemli ve yağışlı iklimi keneviri istenilen hale getirmeye müsaittir. Güneşte ağarıp yağmurda gevşeyen çubuklar soyulduktan sonra her köyde bir yada iki tane bulunan tokmaklarda dövülür. Sonra taraktan geçirilip ip halini alır. İp haline getirilen kendir liflerinin sarılması için çıkrık kullanılır. İplerin yumaklanmasıyla çözgüler hazırlanıp hazırlanan çözgülerle feretikonun özel tezgahında dokunup bez haline getirilir. Oluşturulan bu beze feretiko  denir. Kumaş, kalitesi, sağlıklı olması ve zarafetiyle gerek giyim alanında, gerekse üzerine işleme yapılmak suretiyle kullanıla gelmektedir.
Geleneksel Rize el dokumacılığının temelini teşkil eden feretikonun yöreye hakim olmuş olan İskitler (M.Ö.VIII.YY-M.Ö.IV.YY) tarafından Rize yöresi insanına kazandırıldığı düşünülmektedir. Nitekim iskitlerin yaşam tarzını anlatan Heredot’un kitabında iskitlerden bahsederken bu milletin kendirle alakalarından bahsetmiştir. Rize bölgesinde halen kalıntıları bulunan İskitlerin kendir dokumacılığını bölge insanına miras bırakması durumu önemli bir ihtimaldir.

Erkeği gurbette bulunan kadın, talasından ihtiyacına göre elde ettiği kendir elyafından, kışın boş  ve uzun günleri içinde, ancak 3 kilo kadar ipliği tükürükle bükebilirdi. 200 ton portesinde olan dokumadan halkın ihtiyacı dışında kalanı Arap memleketlerine, sıcak iklimli  diyarlara ihraç edilirdi. iç çamaşır  dokumasına çok elverişli olan iplikten üretilen  bez ise pamukluya oranla dayanıklı, teri emme hassası yönünden ise çok sıhhidir.

Çay üretimi  başalayalı, kadınlar iplik bükmeye vakit bulamadıklarından, 1960′larda üretim 15.000 tona (yaklaşık 10-15 tona) düşmüştür. 2000′li yılların başındaysa  ekonomik sayılacak bir üretim yoktur.
Feretiko bezi ketene göre çok ince aynı zamanda dört kat daha dayanıklıdır. Zira pamuklu kumaşların 6 aylık ömürlerine karşın feretiko’nun ömrü iki yıldır. Feretiko geleneksel Türk el sanatlarından hesap işi, kanaviçe vs.de kullanılmak üzere bu sanatların uzmanları tarafından tavsiye edilen bir üründür. Bütün Feretiko mamulü ürünlerin mutlaka ılık sabunlu suda yıkanması tavsiye edilir.
Rize Bezi’nin (Feretiko) Özellikleri
Piyasada Rize Bezi (Feretiko) ile alakası olmayıp Rize bezi adı ile satılan birçok şeklen benzer ürün bulunmaktadır. Öyle ki Rize bezi adı ile satılan ürünlerin gerçek Rize bezlerinden kat kat daha fazla piyasada satıldığını söyleyebiliriz. Rize Bezi’ni benzer ürünlerden ayırmak için ürünü aşağıdaki özellikler ışığında incelemek ürünün Rize Bezi olup olmadığını anlamada size yardımcı olacaktır. Ama siz gene fırsat bulabilirseniz çoğunlukla yol üzerlerinde olan, dokuma tezgahlarının yer aldığı devamlı üretimi yapıldığı atölyelerden alışveriş yapın deriz.

• Dokunduğunda bej rengindedir. Yıkandıkça beyazlanır.

• İpeksi görünüşte olmasına rağmen sert bir kumaştır.

• Feretiko bezi ketene nispeten ince ve dört kat daha sağlamdır.

• Feretiko bezinin ham maddesi olan kendir lifleri nedeniyle kokusu kurutulmuş ot gibidir. Bu koku bezin hiçbir kimyasal süreçten geçmediğinin kanıtıdır.

• Hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmamıştır. Tamamen doğaldır.

• Feretiko’nun ham maddesi kendir lifi olması dolayısıyla üstünde hafif yünleşme olmaz.

• Kumaşta ara ara kendir lifinin özelliği dolayısı ile renk koyulaşmasına rastlanılabilir.

• Piyasada Feretiko adı ile satışa sunulan, ucuz malzeme ile üretilen kumaşların kalitesi tartışılır.Bu kumaşların özellikle giyimde kullanılması zor ve zahmetli olup bu kumaşlarda orijinal Feretiko sağlamlığı aramak yersizdir.

• Feretiko bezinden mamul desenli masa örtülerini benzer ve fabrikasyon ürünlerden ayırmak için yukardaki özelliklerin dışında, ürünün üzerinde ajur olup olmadığına ve desenlerin örümlü olup olmadığına bakmak gerekir. Ajurların ve örümlülerin fabrikasyon olması mümkün değildir.

• El dokuması Feretiko bezleri fabrikasyon ve benzer ürünlere göre daha sık dokunmuştur.
Neden Rize Bezi?

Şıklığı ,ter emme özelliği , dokumasının ince ve yumuşak yapıda olması, doğal klima özelliği ile sağlık için son derece elverişli olması “ Rize Bezi “ nin öne çıkan özellikleridir. Bu özelliklere sahip “Rize Bezi” yaygın bir kullanıma sahiptir. Sağlık için faydaları ön planda olan   Rize Bezi önceleri daha çok iç çamaşırı olarak kullanılmıştır. Bir rivayete göre imparatorluk döneminde bazı padişahların iç giysi olarak Rize Bezi kullandığı söylenir. Rize Bezi bunun yanında gömlek, zarif  elbise olarak ta kendine pazar bulmuştur. Yaygın olarak evlerde süs örtüsü olarak kullanılmıştır. Genç kızların çeyizlerinde olmazsa olmazlardan olmuştur. Masa örtüsü, sehpa takımı, mutfak takımı v.b. şekillerde evlerde müstesna yerini bulmuştur.

Neler yapılıyor?

Rize Bezi bugün gerek Rize Valiliği gerekse özel sektörün desteğiyle hayat yolculuğuna devam ederken, ilk hedef olarak İyidere ilçesinde Rize Bezi üretimini artık Halk Eğitim kurslarından çıkarıp halkın geçim kaynağı yapma hedeflenmiştir. İlk aşamada 100 kişi /aile adeti konfeksiyonla geleneksel özelliklerini koruyup, el emeğini, göz nurunu, ilmik ilmik işleyip, kadınların ev ekonomisine katkı sağlayacak bir yapı oluşturması hedeflenmiş ve bu doğrultuda bir gönül adamı olan İyidere Kaymakamı Bülent Uygur’un yakın ilgisi ve yoğun takibi ile İyidere Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Rize Bezi ve Konfeksiyon Atölyeleri üretime açılmıştır.

Talebi fazla olan ürün serbest piyasa şartlarında arzının artması gerekir. Gerek dünyanın her yerinde yaşayan Rizelilerin gerekse ülke içinde örgütlü olan Rizelilerin üretilecek bezlere Pazar bulmasında sıkıntı yaşamayacağının garantileri olarak görünmesiyle birlikte, çay ve Rize Bezinin bir arada buluştukları, hediyelik çay paketi olarak dahi pazarlama teknikleri kullanılarak gerekse reklam ve marka olarak yapılacak girişimlerle pazarlamada sıkıntı yaşamayacağımızı tahmin edilmekte.
Sahte Rize Bezi Uyarısı

Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından, 2007’nin Aralık ayı içerisinde tescillenen ‘Rize Bezi’nin (Feretiko) sahtecilik tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Piyasada, ‘Şile Bezi ve ürünlerinin’ ‘Feretiko’ adı altında satışa sunduğuna dikkat çeken Rize Ticaret ve Sanayi Odası (RTSO) Genel Sekreteri Gafur Karali, asıl Rize bezi’nin geçmiş yıllarda olduğu gibi yörede yetiştirilen kenevirlerden elde edilen iple, evlerde bulunan Feretiko tezgâhlarında işlenen bezler olduğunu belirterek, “Günümüzde maalesef kendir üretimi yapılmadığı için, bu ihtiyaç dışardan karşılanıyor. İpliği dışardan karşılanarak, Rize’de üretimi yapılan bez, Rize Bezi olarak kabul ediliyor. Rize Bezinin özelliği, yüzde yüz kendir ipliği ile el tezgahlarında işlenen doğal bir ürün olmasından kaynaklanıyor.” dedi.

Piyasada bazı tüccarlar tarafından, ‘Rize Bezi’ adı altında, daha ucuz ve iplik olarak P pamuk ve P polyesterden oluşan ‘Şile Bezi’ ve ürünlerinin satıldığını anlatan Karali, “Bu uygulama hem etik açıdan, hem de Rize Bezinin geleceği açısından doğru bir davranış değil.”şeklinde konuştu.

RTSO olarak, ‘Feretiko’nun tanıtımı için bir moda firmasına teklif verildiğini ve bu konuda çalışmaların devam ettiğini kaydeden Karali, “Rize’de yaklaşık 800 Feretiko tezgâhı var. Halk Eğitim Merkezi, Rize Valiliği ve RTSO olarak, bu işe emek verenlerin yanında yer alıyoruz. Sadece Feretiko alım ve satımıyla uğraşan bir birim kurduk.”ifadelerini kullandı.

Rize Bezinin, 0 kenevir ipliği ile yapıldığı için esneme payı olmadığını, yakıldığı zaman ise, diğer polyester ürünler gibi çekilmediği ve ağır bir koku yaymadığına işaret eden Karali, “Kenevirden yapıldığı için yakıldığında ot yanığı gibi koku verir ve naylonsu madde gibi yapışık hale gelmez. Sahteciliğin önüne geçebilmek için Kız Meslek Lisesi, Halk Eğitim Merkezleri, Tarım İl Müdürlüğü ve özel sektörde çalışan uzmanlardan oluşan 5 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyon tarafından yılda iki kez çeşitli denetlemeler yapılacak, şikayet ve ihtiyaçlar değerlendirilecek” şeklinde açıklamalarını tamamladı.

Rize Kalesi

Kale şehir merkezinin güney batısında yer alır. İç kale ve aşağı kalelerden meydana gelmektedir. Yoğun yerleşme sebebiyle aşağı kale tamamen yok olmuş batı tarafında ki bazı sur parçaları günümüze kadar gelebilmiştir.

İç Kale
150 m yükseklikte doğal bir yükselti üzerinde kurulmuştur. Planı düzgün olmayan bir yamuk şeklindedir. Giriş kapısı doğudadır. Dış kapıdan küçük avluya girilmekte ve buradan ikinci bir kapı ile kalenin asıl alanına girilmektedir. İç kaleyi çevreleyen duvarlar kısmen düzgün kesme taş ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarların kalınlığı 1,5 mdir. İç kale, yarım daire planlı beş kuleye sahiptir. Yakın zamana kadar çok harap durumda olan kale surları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onarılmıştır. Kale duvarları, seyirdim yolu ile kısmen dendanlarla tamamlanmıştır.

Aşağı Kale
Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine doğru açılarak uzayan ve denize ulaşan surlarla çevriliydi. Bugün sadece batı surlarının bir bölümü ile bazı kule kalıntıları kalmıştır. A. Bryer ve D. Winfield tarafından batı surları üzerinde 9 kule ve 2 kapı yeri tespit edilmiştir. Aşağı kale surları düzgün yontu taşlı, bazı kısımlarda içten takviye kemerleri yer almakta olup, bu kemerler tuğla örgülüdür.

Kuleler dikdörtgen veya yuvarlak planlı olup iki katlıydı. Günümüze ulaşan kalıntılardan üst örtülerinin tuğla tonozlara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Doğu surlarından hiç bir iz kalmamıştır. A. Bryer-D. Winfield planlarında surları tahmini göstermişlerdir. Büyük ihtimalle surlar vadinin doğu yamaçlarından geçerek kale camisini içine alıyordu. Tuzcuoğlu Konağı’nın batı yanında yapılan bir kazıda sur izlerine rastlanmıştır.

Rize Kalesi’nin tarihlendirilmesi için kesin verilere sahip değiliz. Aşağı Kale surlarının bazı bölümleri Alexios II. (1297-1330 ) zamanında yapılan Trabzon Kalesi’nin batı surları ile benzerlik gösterirler. İç Kale’den daha sonra şehrin önemli bir kısmının korunması için aşağı kale yapılmış olmalıdır. İç Kale, Justinyen zamanında (527-565) yeniden inşa edilmiştir. Daha sonra Trabzon Kommenosları zamanında da aşağı surlar inşa edilmiştir. Kale Osmanlı döneminde de onarımlar görmüş ve kullanılmıştır.

Zil Kale : Rize İli, Çamlıhemşin ilçesinde bulunan bölgenin en dikkate değer eserlerinden biridir. İlçe merkezinin 15 km güneyinde Fırtına Deresinin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur. Kalenin, üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi, denizden 750, dere yatağından ise yaklaşık 100 m yüksektedir. Kale, dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Dış kalenin kapısına kuzey batı yönündeki patika bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söve taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır ve ikinci bir kapı ile kale içerisine girilir. Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar; muhafız binası, şapel ve baş kuledir. Kulenin dört katlı olduğu, duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır. Kulenin üstünün dendanlı bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvaları, belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu.

Kalenin yapılış tarihini belirtecek kesin veriler olmamakla birlikte 14. ve 15. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.

Kız Kalesi : Pazar İlçe merkezinin batısında küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Kayalık bir zemin üzerinde bulunan kalenin kara ile bağlantısı kesilmiştir. Yaklaşık 7 metre eninde 7 metre boyunda olup kare plana sahiptir. Kalenin duvarlarında muntazam taş işçiliği görülür. Giriş kapısı batıdadır. Güney surları yıkılmıştır. Sağlam kalan duvarlarda mazgal pencereleri ve yuvarlak kemerli üst kat pencereleri yer alır. Kız kalesinin kesin olarak kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 13. ve 14. yüzyıllarda Trabzon Devleti zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Kale, Osmanlılar zamanında da onarılarak kullanılmıştır.

Kale-İ Bala
Çamlıhemşin İlçe merkezine 40 km uzaklıkta, Hisarcık Köyü sınırları içinde, Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Yazılı kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale’dir. Kale, Kaçkarlar’ın iç kısma geçit verdiği Baş Hemşin ve Tatos geçidine yakındır. Kale çevresinde bazı yayla yerleşimleri vardır. Kalenin surları oldukça harap olmuştur. Duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Duvar kalınlıkları 50 cm ile 1 m arasında değişmektedir. Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğusu, güneyi ve kısmen kuzeyi de sarp kayalıktır. Batı taraf eğimli bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzey batıdadır. Aynı cephenin doğusunda bir kapı izi daha vardır. Mevcut kapı 1,10 m genişliğinde, 2,5 m yüksekliğindedir. Kalenin ortalama uzunluğu 70 m genişliği ise 25 mdir. Duvar izlerinden batı kulelerinin varlığı anlaşılmaktadır. İç kısımda doğu duvarına bitişik tonozlu bir mekan kalıntısı vardır. Burası yüksek ihtimalle sarnıçtı. Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Zil Kale ile aynı tarihlerde (14-15 yüzyıl) yapıldığı düşünülmektedir.

Fırtına Deresi Vadisi

Kaçkar Dağları’nın Karadeniz’e bakan yamaçlarındaki derelerin birleşmesi ile oluşan Fırtına Deresi, Ardeşen’in yaklaşık 2 km. batısında Karadeniz’e dökülür. 57 km uzunluğundaki Fırtına Deresi, akarsu turizmi (kano-rafting) açısından elverişli parkura sahiptir. Fırtına deresi, debisi en yüksek ve hızlı akan bir dere olma özelliği taşımaktadır. Bu nedenle yerli ve yabancı sporcular bu dereyi özellikle tercih etmektedirler.

Çay bahçelerinin ve yer yer ağaçlık adaların arasından geçen derenin üzerindeki kemer köprüler doğayla uyumlu görüntüleriyle huzur verici bir manzara sunar.

Rize Elevit ve Palovit Yaylaları

Ulaşım sorunu olmayan bu yaylalar, içerisinde başta yaban keçisi olmak üzere Karadeniz’e özgü diğer tüm yabani hayvanlar bulunduğundan, avcılık için önemli bir potansiyele sahiptir. Kaçkar Dağları’nın kuzeybatı yamacında, bir yanı tümüyle ormanlarla kaplı, diğer yanı ise dağ yamacına dayalı gökyüzündeki vadi Palovit, Karadeniz’in en güzel yükseltilerinden biridir.

Rize Şelaleleri

Ağaran Şelalesi: Çayeli’ne 12 km. uzaklıktadır. İlçenin içinden akan Şairler Deresi üzerinde bulunan şelale, gerçek bir tabiat harikasıdır. 92 metre yüksekliğe sahiptir.

Palovit Şelalesi: Kaçkar Dağları Milli Parkı içindeki doğal güzelliklerden biri de Palovit Şelalesi’dir. Zilkale Harabesini geçtikten sonraki yol ayrımında başlayan Palovit Vadisi’nin duraklarından biri olan heybetli şelale 15 metre yüksekliğe sahiptir. Yöredeki şelaleler içerisinde en bol suya sahip olanıdır.

Bulut Şelalesi: Çamlıhemşin ile Ayder Yaylası arasındaki Tar Deresi’nden vadiye birçok küçük düşümlü şelale akar. Bunların en uzunu ve seyrine doyum olmayanı Bulut şelalesidir. Şelale üç kademeli olarak yaklaşık 250 metre yükseklikten akmaktadır. Çamlıhemşin ilçe merkezine yaklaşık 2 km. mesafede bulunmaktadır.

Sponsorlar

Hızma Abiye Kıyafet Yurtiçi Turizm Domain Satış Abiye Takı Balzamik Sirke